Akvaryumda Canlı Bitkilerin Yetiştirilmesi ve Bakımı

Akvaryumda Canlı Bitkilerin Yetiştirilmesi ve Bakımı

Yazar: Deniz Ö. Okunma Sayısı: 1498 Yayınlanma Tarihi 04 May 2016 Yorum: 0

Akvaryumda Canlı Bitkilerin Bakımı

Bitkili Akvaryum

Akvaryumda canlı su bitkilerinin önemli  bir çok görevleri vardır:

Suyu temizlemek - Bitkiler çakıl içindeki bakterilen temizlenmesi için etkili bir filtredir. Seratofilium (Ceratophyllum demersum) veya su mercimeği (Elodea ve Egeria türleri) gibi hızlı gelişen bitkiler akvaryuma ekildikleri günden itibaren azot içeren kirliliği ortamdan uzaklaştırır. Fotosentez ile suyun zenginleştirilmesi sırasında, bitkiler ortamdaki karbondioksiti tüketirken sudaki oksijen miktarını artırır. Koruma - Yoğun olarak bitkilendirilmiş bir akvaryum genç balıkların aç olan diğer akvaryum sakinleri tarafından avlanmalarını önlemek amacıyla saklanmalarına uygun bir yer sunar. Bu sayede akvaryum içindeki stres azalır.

Akvaryum içinde kaç tane bitki olmalıdır?

Akvaryumunuzda bulunması gereken optimum bitki sayısını hesaplamak için aşağıdaki hesaplamayı temel kural olarak kullanabilirsiniz:


100 cm x 40 cm / 50 = 80 bitki(40 inçh x 16 inç / 8 = 80 bitki)

Bitki ekiminin düzenlenmesi

İlerleyen sayfalarda her üç bitki ekim bölgesi için bitkiler önereceğiz:


Ön bölüm

Orta bölüm

Arka bölüm

Yumuşak ve canlı yeşiller ile kırmızıların göz alıcı bir şekilde düzenlenmeleri akvaryuma bir sakinlik ve uyum hissi verir böylece evinizin içinde rahat bir ortam yaratabilirsiniz.

Su bitkilerini daima nemli şartlarda taşıyın. Bitkileri taşımak için nemli gazete kağıdına veya kağıt havlulara, v.b., sarın. Akvaryum satıcınızda bitkilerin taşınması için uygun taşıma çantaları da olabilir. Bitki bakımı hakkında daha fazla bilgi edinmek için ücretsiz olan sera rehberini isteyin, "Yapısına göre su bitkilerinin beslenmesi".

Ön kısım için en uygun bitkiler

 

akvaryumun içinin görünmesini engellemeyecek küçük bitkilerdir. Yükseklikleri 15 cm’yi geçmemelidir.

Orta Kısım

Bu kategoriye daha uzun bitkiler girer.

Orta bölüm bitkileri tek bitkiler ve grup bitkileri adı verilen iki gruba ayrılır.

Tek bitkiler, etraflarında fazla boşluk olmasına ihtiyaç duydukları için tek başlarına dikilmeleri gerekir; grup bitkileri ince hatlara sahip oldukları için isimlerinden de anlaşılabileceği gibi en güzel görünümlerine grup halinde dikildiklerinde sahip olurlar.

Orta Kısım 2

Bu kategoriye daha uzun bitkiler girer. Orta bölüm bitkileri tek bitkiler ve grup bitkileri adı verilen iki gruba ayrılır. Tek bitkiler, etraflarında fazla boşluk olmasına ihtiyaç duydukları için tek başlarına dikilmeleri gerekir; grup bitkileri ince hatlara sahip oldukları için isimlerinden de anlaşılabileceği gibi en güzel görünümlerine grup halinde dikildiklerinde sahip olurlar.

Arka Kısım

Bunlar uzun boylu bitkiler olup, kenarlara ve arka bölümlere dikilmesi gerekir. Bu bitkiler, ön bölüme diklirse akvaryumun görüntüsünü engeller ve balıkların yüzme alanını daraltır. Seratofilum (Ceratophyllum demersum) ve su mercimeği (Egeria densa) gibi hızlı gelişen bitkiler mükemmel oksijen kaynağıdır ve suda alg oluşmasına neden olan nitratı temizler.

Akvaryum Aydınlatması, Bitkileri için T5-T8 Lambalar

Bitkilerin gelişimlerini desteklemek için yeterli aydınlatma yapılmalıdır. Doğadaki bitkilerin büyük çoğunluğu fotosenteze bağımlıdır. Bu sucul bitkiler için de böyledir. Uygun spekturm çoğu kez gözlenebilir ama gözle görünmeyen (UV ev IR gibi) başka etmenler de vardır.

Doğru tipte bir ışıklandırma satın alabilmeniz düzenlemenizde kullanacağınız bitki çeşitlere bağlıdır. Çünkü çok fazla veya çok az ışığın eşit derecede istenmeyen etkileri olacaktır. Gereğinden az ışık bitkilerin gövdelerinin uzamasına, gereğinden fazla ışığın ise bitkilerin solmasına yol açan alg patlaması ve sıcaklık yükselmesi gibi etkileri olur. 

 

En çok kullanılan ışıklandırma seçenekleri floresanlar ve metal halide HQI'lardır. 

 

Floresan Aydınlatması

 

FL iki ucundan bağlı ince bir tüptür. T8 ile T5'i ayıran tüpün çapıdır.

T8 evde kullanılan tipik aydınlatma aracıdır. Sucul bitkiler için uygun olan versiyonları da vardır.

 

T5 T8'den çap olarak daha küçük olmasına rağmen aynı parlaklığı sağlar. Çağın küçük olması aynı alana daha fazla T5 yerleştirilebileceği anlamına gelir. Bu lambaların iki türü vardır; HE(yüksek ferformans) ve HQ(yüksek verim).

 

 

 

Akvaryum Aydınlatması, Bitkileri için PL Lambalar

PL genellikle yemek çubuğu lambası olarak anılır ve başka tip bir floresan ışığıdır. Ya bir birine paralel iki floresanın ya kaynaştırılmasından ya da U-şeklinde bir floresandan oluşur. Tek bir bağlantı noktaları vardır ve çıkışı ve performansı normal floresanları gölgede bırakır.

 

 

 

 

 

Akvaryum Aydınlatması Bitkileri için Metal Halide Lambalar

Metal halide HQI

 

Metal halide aydınlatması spekturmun tamamına en yakın aydınlatmadır. Bunun yanında ışık üretme yeteneği azdır ve diğerlerine göre daha fazla sıcaktır.

 

Renk Sıcaklığı

 

 

 

Renk sıcaklığı; parlaklıktan algılanan renktir. Birimi K(Kelvin)'dir. Genellikle 5500K ile 8000K arasında değişir. Kelvin değeri azaldıkça lambanın rengi sarıya, arttıkça maviye doğru döner.

 

Işıklandırma

 

Sucul bitkiler biyolojik saatlerinin ritmlerine dayalı olarak gelişirler. Gündüzleri aktif, geceleri pasif durumda olurlar. Güneş ışığıyla başlayan fotosentez güneş batana kadar durmaz. Aydınlatmanın yeterli kullanımı bu  süreci zenginleştirir ve bitkilerin sağlıklı gelişimini sağlar. Bitkiler gece pasif duruma geçmişlerse (bu genellikle yapraklarını kapamalarıyla olur) çok güçlü ışıkla bile tekrar aktif olmayabilirler. Hızlı büyüyen bitkiler yavaş gelişenlere oranla daha fazla aydınlatma zamanına ihtiyaç duyarlar. Günlük 10 saat aydınlatma en iyisidir.

 

Aydınlatma kalitesi ve bitkilerin gelişimine etkisi

 

Fotosentez ışığın farklı dalga boylarında eşit olarak gerçekleşen bir olay değildir. Farklı renkte ışıkların bitkiler üzerinde farklı etkileri olur. Örneğin; kırmızı renkli bitkiler ultra viyoleye çok yakın olan mavi spekturmu daha fazla kabul ederler. Bu tip aydınlatma uygun besinlerle birleştirildiğinde kırmızı bitkileri çok göz alıcı hale getirecektir. Floresan lambalar dengeli spekturm dağılımı olmayan bitkiler için kullanılırlar. Yoğunlukları da zamanla azalacaktır. Bu bitkilerin daha yavaş gelişmelerinden ve daha az renkli hale gelmelerinden anlaşılabilir. Bu süreçte bitkiler daha az gelişirken kullanılmayan besinler farklı ışık ihtiyaçları olan yosunlar tarafından kullanılırlar. Bu yüzden lambaların düzenli değişimleri bitki gelişimine etkilerini garanti altına almış olur. Floresan lambalar her üç ayda bir, daha yüksek verimli T5'ler ise altı ayda bir değiştirilmelidir.

 

Aydınlatma Miktarı

 

Elimizde bir tankın sahip olması gereken lamba miktarını belirleyen kurallar yoktur. Bazıları 1 litre su için 1 W ışık kullanılması gerektiğini söylerler. Bu hesaba göre 100 litre bir tankta 100W ışığa ihtiyaç duyulur. Ama her tankın su derinliği ve içindeki bitkinin cinsi ve yoğunluğu farklıdır. Bu yüzden kendi tankınız için doğru miktarı ancak deneme yanılma yöntemiyle bulabilirsiniz. Genellikle hızlı gelişen bitkiler litreye 1 W'tan daha fazlasını isteyeceklerdir. Derin ve hızlı gelişen bitkileri fazlaca ihtiva eden tanklarda bu oran 1.5'den 1.7'ye kadar değişebilir. Yani 100 litrelik bir tankta 150W veya daha fazlasına ihtiyaç duyulabilir.

Nüfuz Etme

 

Nüfuz etme ile kastedilen şey ışığın suyun içerisine girmesi ve bu yüzden suyun derin bölgelerinde parlaklığın azalmasıdır. Farklı lümenlerin farklı nüfuz edişleri olacaktır, en zayıf olanı kırmızı ışıktır. Derin denizlerde kırmızı ışığın aşağı inmesi mümkün olmadığından sadece mavi ışık görünür. Farklı aydınlatma ekipmanlarının farklı nüfuz etme güçleri vardır.

 

Bilgileri derleyip toplayan Çanakkaleli arkadaşımız N. Yücel e emeklerinden dolayı teşekkür ederiz.

Akvaryum Bitkileri için Gerekli Aydınlatmalar Hakkında Detaylar;


Bir bitkili akvaryumun aydınlatılması sadece renk sıcaklığına (Kelvin değerine) bakılarak seçilmemelidir. Tam spektrumlu ampullerin 5000 K ile 6500 K arasındaki ampuller olarak nitelendiği ve bu ampullerin bitkili akvaryumlar için en uygun olanlar olduğu bir gerçektir. Ancak bu tabir yine de lambanın gerçek anlamda nanometre olarak hangi dalga boyunda yayınım yaptığını açıklamamaktadır. Eğer bitki/yaprak gelişimini (mavi ışık) ve bitki boyu ile renklenmeyi (kırmızı ışık) optimize etmek istiyorsanız, fotosentez için hem kırmızı hem de mavi spektrumdan ışığa ihtiyacınız olacaktır. Bitkileriniz için mavi ve kırmızı karışımı bir ışıkla, kendi görüşünüz için de yeşil ışıktan (insan gözü parlaklığı/aydınlığı yeşil ışık miktarına göre algılamaktadır) oluşan bir karışım oluşturmanız gerekmektedir. Eğer uygulamış olduğunuz aydınlatma aşırı parlak ve bitkileriniz de ultra-yeşil görünüyorsa, bu yeşil spektrumda oldukça güçlü yayınım yapan bir kurulumunuz olduğu anlmına gelir. Elbette bunu bitkileriniz için iyi aydınlatma olduğu anlamıyla bir tutmamanız gerekir, çünkü bitkiler yeşil spektrumlu ışığı fotosentez için kullanmazlar yada çok çok az kullanırlar. Güneş ışığı 475 nm dalga boyundaki mavi spektrumda tepe noktası yapmaktadır. Bu kırmızıdan daha kısa bir dalgaboyudur ve hem bitkiler hem de algler tarafından kullanılmaktadır. Işık suyun içinde ilerledikçe yoğunluğunu kaybeder. Daha kısa dalga boyundaki mavi spektrumlu ışık, daha kolay emilen ve daha yavaş olan kırmızı spektrumlu ışığa göre suya daha iyi nüfuz eder ve daha hızlı ilerler. Bitkilerin kullandığı fotosentetik pigment olan klorofil hem mavi hem de kırmızı ışığı yakalamaktadır ancak 650-675 nm dalga boyuna sahip kırmızı ışıkta çok daha etkilidir. Mavi ışık yukarıda değindiğimiz bu nedenlerden ötürü daha bol olduğundan dolayı kırmızı ışıkla aynı oranda zaten kullanılmaktadır.

Bitkilerin fotosentez yapabilmek amacıyla ışığı emen unsuru olan klorofil molekülleri temel olarak ikiye ayrılır. Bunlar Klorofil a ve Klorofil b olarak adlandırılmaktadır. Bu iki klorofil türü arasında çok küçük bir fark vardır ve bu sadece kimyasal formülasyonlarından kaynaklanmaktadır (a: C55H72O5N4Mg, b: C55H70O6N4Mg). Bu klorofil türlerinin her ikisi de son derece etkili fotoreseptörlerdir. Kimyasal yapılarındaki bu farklılık neticesinde bu iki klorofilin abzorbe ettikleri spektrum çok küçük miktarlarda dalgaboyunda farklılaşma yaratmaktadır. Bunun neticesinde örneğin 450nm dalgaboyunda Klorofil a’nın yakalayamadığı ışık, o dalga boyunda daha etkili olan Klorofil b tarafından yakalanacaktır. Bu sayede bu iki tür Klorofil ışığın yakalanması konusunda birbirlerini tamamlayıcı rol almaktadırlar.


Yeşil bitkiler için en önemli aydınlatma tepe noktaları aşağıdaki tabloda gösterildiği üzere şu şekildedir (yatay eksen dalga boylarını, dikey eksen ise bitkilerin ışığı yakalayabilme oranlarını göstermektedir):

Klorofil-a: 430nm/662nm

Klorofil-b: 453nm/642nm

Karotenoid: 449nm/475nm

Kırmızı pigmentlere sahip bitkiler daha ziyade spektrumun mavi bölgesindeki ışıktan faydalanırlar.

Yukarıda açıklandığı şekilde fotosentez için optimum ışığı seçmenin yanı sıra, akvaryumunuzun estetik amaçlarına en uygun gelecek (kendi göz zevkiniz için) renk sıcaklığına sahip aydınlatmayı da sağlamalısınız. Bu nedenle akvaryumunuzun nasıl görünmesini istediğiniz dışında renk sıcaklığıyla (Kelvin değeriyle) pek kafanızı meşgul etmeyin. Renk sıcaklığına bakarak değerlendirmek gerekirse, mavi spektrumdaki ışık balıklarınızdaki mavi rengi belirginleştirecektir. Yeşil spektrumdaki ışık akvaryumunuzun daha aydınlık olmasını ve bitkilerinizin yeşilinin daha canlı olmasını sağlayacaktır. Kırmızı spektrumlu ışık ise balıklarınızdaki ve bitkilerinizdeki kırmızı rengi vurgulayacaktır.

Lambaların tanımlanmasında kullanılan bir başka ifade olan Lüx kavramı metrekareye düşen lümen anlamını taşır. Hem Kelvin hem de Lüx bitkiler değil sadece insanların ışığı algılamasına göre tanımlayıcı bilgiler olduğundan bitkili akvaryum açısından benzerlik taşırlar. Her ikisinde de bitkiler için değil, insan algılaması için hassasiyetin daha yüksek olduğu yeşil spektrumdan yayılan enerji miktarı vurgulanmaktadır.

Yapay ışık kaynakları sıklıkla lümen olarak çıkış değerlerine bakılarak değerlendirilmektedir. Lümen bir ışık kaynağının bir birim süre içerisinde ne kadar ışık enerjisi yaydığını ölçer. Lümen kaynak tarafından saçılan tüm enerjiyi ölçmeyip, sadece insan gözünü etkileyebilecek dalgaboylarındaki enerjiyi ifade etmektedir. Bu nedenle lümen değeri daha ziyade insan gözünün spektral hassasiyeti ile değerlendirilebilecek bir tanım olarak anlam taşımaktadır. Aşağıdaki grafikte verilmiş olan spektrum tablosu üzerindeki eğri ile insan gözünün hangi dalga boylarında ne kadar etkili olduğunu görmektesiniz. Anlayacağınız üzere insan gözü bitkilerden çok farklı olarak 550nm dalga boyundaki yeşil spektrumda maksimum algılama hassasiyetine sahiptir.


İnsan gözünün algılama hassasiyeti

Lümen değerleri lambaların ambalajında yada üretici sitelerinde sıklıkla verilmektedir, ancak bunu dikkate almak istemeniz durumunda ne anlama geldiğini de bilmeniz gerekmektedir. Herhangi bir A lambası herhangi bir B lambasından daha yüksek lümen değerine sahip olup, size daha parlak görünebilir, ancak buna karşılık Lamba B bitkiler açısında daha faydalı ışığa sahip olabilir. Bununla ne denilmek istediğini anlamak için aynı watt değerine sahip bir beyaz lamba ile Grolüx lambayı karşılaştırmanız yeterli olacaktır. 40 wattlık bir beyaz lamba 3050 lümen civarındayken, 40 wattlık standart bir Grolüx çok daha aşağılarda 1200 lümen değere sahiptir. Bu büyük farkın nedeni Grolüx lambaların çok düşük seviyelerde yeşil ışık yaymasına karşılık beyaz lambaların bu konuda çok daha kuvvetli olmasıdır. Grolüx lambalar genel görüş olarak en iyi bitki lambalarıdır belki, ancak yeşil spektrumu çok zayıf olduğundan dolayı sadece Grolüx kullanılan akvaryumlar daha loş ve morumsu bir görsel etkiye sahip olacaklardır. Bu nedenle bir Grolüx lambanın yanına bir tane de geniş spektrumlu lamba eklemek daha güzel bir görsel etki uyandıracaktır.

Bitkiler açısından Kelvin değeri ile lümen değeri aynı şekilde ele alınmamalıdır. Kelvin değeri daha ziyade akvaryumunuzun insan gözüne nasıl görüneceği konusunda fikir verir ve tamamen subjektiftir. Genel olarak 3000K gibi düşük Kelvin değerlerine sahip lambalar daha kırmızı ve 10,000K gibi yüksek Kelvin değerlerine sahip lambalar daha fazla mavi ışığa sahip olacaktır. Yeşil bitkiler yeşil ışığı fotosentez için kullanmayacağından (hatırlayınız, cisimler sadece yansıttıkları yani özümsemedikleri ışığın rengini alırlar), bitkiler açısından Lümen değeri bir anlam taşımamaktadır. Aynı watt değerindeyken, daha yüksek bir Lümen değeri ganellikle daha yüksek yeşil spektrumlu ışık anlamına gelecektir. Kısacası Lümen tamamen insan gözünün algılamasına yönelik bir değerlendirmedir. Bitkilerin gerek görünümü gerekse gelişimi açısından bir anlam taşımamaktadır.

Kelvin değeri ise renk sıcaklığının bir değerlendirme şeklidir. Renk sıcaklığı; aydınlatma, video ve fotoğraf çekimi, yayıncılık gibi konularda önem taşıyan görülebilir ışığa ait bir özelliktir. Değer ne kadar yüksekse ışık o kadar mavidir. Basit bir gösterimle belli Kelvin değerindeki lambaların akvaryumunuza vereceği görünüm şu şekilde olacaktır:

Ancak Kelvin değerine bakarak bir lambanın hangi dalga boylarında ışık saçtığına karar verme hatasına düşmemek gerekir. Kelvin değerini spektral grafik üzerindeki tüm sıçramaların meydana geldiği dalgaboylarının bir toplamı olarak ele alabilirsiniz. Bu toplam içinde spektral tablo verilmemişse eğer hangi dalga boylarının daha yüksek olduğuna karar vermek mümkün değildir. Örneğin 5000K değerine sahip olan bir lambanın içinde bizim için önemli olan 450 ve 650 nm civarında hiçbir sıçrama yokken tamamı 550nm civarındaki yeşil ışıktan kaynaklanıyor olabilir. Aynı renk sıcaklığına (K) sahip iki lambanın saçacakları ışık dalga boyları birbirinden tamamen farklı olabilmektedir. Bu nedenle bitkileriniz için faydalı olan ışığa karar vermekte kullanmanız gereken değer aslında Kelvin değeri olmamalıdır. Ancak bu değer size daha önce değindiğimiz gibi akvaryumunuzun genel olarak nasıl bir görünüme sahip olacağı konusunda fikir verecektir, yani estetik açıdan bir önem taşır. Örneğin gökyüzü 10,000 K değerinde bir renk sıcaklığına sahiptir ve mavimsi görünür. Yüksek Kelvin değerine sahip ve içinde mavi ibaresi geçen lambalar (ör: SkyBlue) yayılan ışıkta mavi dalga boylarının daha baskın olduğunu vurgulamaktadır. Bunun neticesinde de, mavi dalga boylarında, yeşil bitkileriniz daha aktif olacaklardır ki bu da iyi bir şeydir ve mavi balıkları daha belirginleştirecektir. Kırmızı fotosentetik pigmentler ışığı kullanmakta daha güçsüzdürler ve sonuç olarak ta hepimizin gayet iyi bildiği bir temel husus olarak daha güçlü ışığa ihtiyaç duyarlar. Daha güçsüz kırmızı karotenoid pigmentler daha fazla mavi ve biraz da yeşil spektrumlu (yani güçlü ve parlak) ışığa ihtiyaç duyarlar.

Bazı bitkilerde mevcut aydınlatma durumuna bağlı olarak fotosentez esnasında kullanacakları pigmentleri değiştirebilme becerisi mevcuttur. Bu olayı sıklıkla ışığın yetersiz olması (mavi ve yeşil spektrumun eksikliği) durumunda kırmızıdan yeşile dönen bitkilerde görmekteyiz. Aynı şekilde tam tersi bir durum olarak yüksek yoğunlukta ışık olduğunda yada ışık kaynağına doğru uzayarak yakınlaşıldığında yeşil bitkilerin kırmızıya dönebildikleri de gözlemlenmektedir. Bazı bitkilerdeki bu özellikler aslında farkında olmadan akvaryumcular arasındaki yaygın ifadesiyle bakımı kolay olan bitkileri ifade etmektedir. Örneğin Ludvigia repens, Limnophilia aquatica, Hygrophilia türleri, Vallisneria türleri ve bazı Echinodorus türleri bu tür bitkilerden olup ışık anlamında pek çok ortamda rahatlıkla gelişim gösteren ancak görünümleri farklı olan bitkilerdir.

Herhangi bir lamba üzerinde belirtilen Kelvin değeri doğrulamak amacıyla CIE Kromatik Tablosu üzerinden kontrol edildiğinde her zaman doğruyu göstermeyebilmektedir. İşte bu yüzden bazı 5000K lambalar daha sarı bir renk verirken diğerleri daha beyaz olabilmektedir. Bu durum özellikle floresan lambalarla metal Halide lambaları karşılaştırırken daha belirgin olmaktadır. İşte bu noktada Kelvin değerleri bir pazarlama taktiği yada söylemi açısından aldatıcı olabilmektedir.

Fotosentez maksadıyla erişilebilir olan enerji miktar ve türünü belirlemekte kullanılan standart ölçüm tekniğine “Fotosentetik Aktif Radyasyon” yada kısaca PAR adı verilir. Bu ölçüm tekniği bir ışık kaynağından saçılan 400 ile 700 nm aralığındaki tüm dalga boylarındaki çıkışları hesaba katmaktadır. PAR aynı zamanda sadece enerji miktarını ölçmediği için lümen değerinden de farklılık gösterir. PAR “saniyede geçen foton sayısı” olarak ifade edilir. PAR ifadesinin enerji birimi yerine foton sayısıyla ifade edilmesinin nedeni fotosentez reaksiyonunun sadece ve sadece bitki tarafından bir fotonun özümsenmesi neticesinde gerçekleşiyor olmasıdır. Burada fotonarın hangi dalga boyunda olduğunun önemi yoktur. Yani başka bir deyişle, bir bitki tarafından belirli sayıda mavi fotonun özümsenmesi neticesinde meydana gelecek olan fotosentez aynı miktardaki kırmızı fotonun özümsenmesi neticesinde olacak olan miktarla aynıdır. İşte bu yüzden bir lambanın bitkiler için uygun olup olmadığına karar vermeden önce o lambanın spektral grafiğini görmek çok öenm taşımaktadır. Bitki lambaları genelde morumsu ve loş bir görünüm verdiğinden hem bitkiler hem de insan gözü için en iyi görsel efekti yaratabilmek maksadıyla farklı lambalardan oluşan bir karışım yapılması gerekecektir. PAR ölçümünün yanı sıra ayrıca kısaca PUR adı verilen “Fotosentetik Uygun Radyasyon” ölçüm tekniği de bulunmaktadır. Bu teknikte PAR’ın aksine sadece mavi ve kırmızı ışık hesaba katılmaktadır.

Buraya kadar anlatılan ışık ve lamba değerlendirme kriterlerine eklenecek bir başka kıstas ise (aynı zamanda en az bilinen) kısaca CRI adı verilen Color Rendering Index (Renk Gösterim Endeksi) değeridir. Piyasada bulunan bazı lambaların üzerinde yada web sitelerinde bu değerler de verilmektedir. Bir lambanın CRI değeri oldukça yüksek olmadığı sürece kesinlikle renkleri doğru bir biçimde veremeyecek ve doğal görünemeyecektir. Dolayısıyla CRI değeri düşük ampullerin Kelvin (renk sıcaklığı) değerleri de pek anlamlı olmayacaktır. CRI değeri 90 yada daha yukarı olan bir lamba için renk sıcaklığı çok büyük farklılık olüştürmayacaktır. Renkleri doğru olarak gösterebilen bir ışık kaynağının Kelvin değeri ne olursa olsun sağladıkları aydınlatma aşağı yukarı aynı görsel etkiyi bırakacaktır. Çoğu lamba özellikle kırmızı ve turuncu renkleri göstermekte çok zayıftır. Bazı lambalar ise mavi ve kırmızı arasındaki farkı dahi veremediğinden fazlasıyla yeşil ışık üretmektedir.

CRI değeri bir başka ifadeyle 0’dan 100’e kadar olan bir ölçek üzerinde, belirli bir ışığın gerçek (tam spektrum) günışığına ne kadar yakın olduğunu ifade etmektedir. Hobi içinde pek çok kişi günışığı adı altındaki ampullerin bitki akvaryumları için uygun olduğunu ve bu nedenle kullandıklarını ifade ederler. Ancak buradaki günışığı tamamen bir marka ibaresidir ve burada anlatılan değerler ile karşılaştırılarak düşünülmesi gerekir. Aynı Kelvin değerine sahip olup, farklı CRI değerlerine sahip iki lambanın verdikleri görünüm çok farklı olacaktır. CRI değeri 80 olan 5000K’lik bir lambayla 90 olan gene 5000K’lik bir lamba karşılaştırıldığında 80’lik lamba daha parlak ve yeşil ağırlıklı olurken diğer lamba daha loş olacak ancak bütün spektrumdan daha doğal renkler verecektir.

Bir lambanın insan gözüne doğal görünüp, görünmediği de tamamen subjektiftir. Alışkanlıklarınız, çoğunlukla bulunduğunuz ortam burada önemlidir. Sürekli beyaz floresanlar altında yaşıyorsanız muhtemelen sizin gözünüze de doğal görünen bu tür bir ışık olacaktır. Sıklıkla bulutlu/kapalı bir gökyüzü altında yaşıyorsanız böyle bir durumda gözünüz 7000K civarında doğal aydınlatmaya alışmış demektir. Eğer sürekli açık/bulutsuz bir gökyüzü altında yaşıyorsanız bu durumda sizin için doğal olan aydınlatma 5000K civarında olacaktır. Bir başka genel bilgi olarak güneş yüzeyindeki renk sıcaklığı 5777 K değerindedir. Eğer oldukça kuzey bölgelerde yaşıyorsanız o takdirde 10000K size daha doğal görünecektir. Yukarıdaki örneklere bakılacak olursa, hangisi olursa olsun gerçek doğal ışıkta renkler oldukça iyi gösterilmektedir. Ancak bu durum floresanlarda pek karşılaştığımız bir şey değildir. (Özellikle yüksek Kelvin değerlerinde.) Hem Kelvin değeri yüksek hem de 90 ve üzeri CRI değerlerine sahip bir lamba bulmak ise gerçekten zor ve külfetlidir.

Bitkiler, hem mavi hem de kırmızı ışıktan bir miktar içerdikleri için sıradan lambaların altında da gelişimlerini sürdürebilirler. Ancak buradaki bir başka sorun bu lambalarda alglerin hoşlandığı 500 ile 600 nm arasındaki dalga boylarında ışıkların da mevcut olmasıdır. Yeşil algler ve yeşil bitkiler fotosentez için aynı pigmentleri (Klorofil a/b ve Karotenoid) kullanırlar. Bu nedenle birine fayda sağlayan ışık diğerine de fayda sağlayacaktır. Farklılık gösteren alg ise Mavi-yeşil algdir (Cyanobacteria). Bunlarda ışığı daha ziyade 600nm civarındaki turuncu-kırmızı fotonları absorbe eden Fikosiyanin pigmenti yer alır. Maalesef akvaryumlarımızda pek çok standart floresanla gelen bu ışık ta mevcut olmaktadır. Dolayısıyla bir akvaryumun üzerinde ışık olduğu sürece şu yada bu türden bir/birkaç alg mevcut olacaktır. Bu nedenle alg sorununu sadece ışıkta aramak doğru değildir ve bu tamamen farklı bir tartışma konusudur. Bitkili akvaryumlarda kuracağımız yapay ışıklandırma ideal olarak spektrumun kırmızı bölgelerinde tepe yapmalı yada daha kuvvetli olmalıdır. Akvaryumun genel görünümü ise bir miktar mavi ve insan gözü için bir miktar da yeşil ışıkla takviye edilerek güzelleştirilebilir. Çok kuvvetli mavi ışık bitkilerin daha kısa ve gür olmasına neden olurken aynı zamanda alg gelişimini de hızlandıracaktır. Bu nedenle genel kabul olarak akılda tutulması gereken ışıklandırmada dengeyi oluştururken 2/3 oranında kırmızı ve 1/3 oranında mavi ışık sağlamak olacaktır.

Standart bitki/akvaryum lambası olarak satılan ürünler genellikle yeterli enerjiye ve mavi ışığa sahip olmasına rağmen, kırmızı ışıkta zayıftırlar. Günışığı adı altında satılan lambaların bazılarında ise faydalı kırmızı ışık bulunabilmektedir. Akvaryumunuza herhangi bir floresan lambayı koyarak sonuç alabilirsiniz, ancak bitkilerinizdeki gelişimi maksimize etmek istiyorsanız lambaları birbirleriyle karşılaştırmalı ve eğer mümkünse yukarıda anlatılan pek çok değerlendirme kriterine göre daha kolay erişilebilir olan spektral grafiğini, etkili ömrünü ve güç kayıp oranını öğrenmeye çalışmalısınız. Floresan lambalar zamanla güç kaybederler. Aynı zaman biriminde bazı lambalar %10 kayıp verirken diğeri %30 kayıp verebilmektedir. Kayıp ne kadar az olursa lambaları değiştirme sıklığınız da o kadar az olacaktır. Mevcut lambalarda genellikle 6-12 ay arasında değişim yapılması gerekmektedir.

Akvaryum kullanımı için pazarlanan lambaların pek çoğu daha pahalıdır ve bir kısmı da standart lambalara göre daha iyi sonuç verememektedir. Aynı zamanda bunların üretici firmalar tarafından ne kadar doğru bir şekilde satışa sunulup sunulmadıkları da farklı bir tartışma konusudur. Pek çok lambanın spektral grafiklerine ulaşabilmek mümkündür. Gerek paket üzerinde gerekse internet sitelerinde bu bilgiye ulaşabilirsiniz.

Akvaryum bitkileri ışıklandırma koşullarındaki değişimlere çok hızlı şekilde yanıt verebilmektedirler. Alglere göre biyolojik olarak çok daha gelişmiş yapıları vardır ve alglere göre çok daha hızlı şekilde fotosentezlerini ayarlayabilme yetenekleri vardır. Bunun neticesinde aydınlatma miktar ve kalitesinde gerçekleştireceğiniz her türlü olumlu yada olumsuz değişikliğe bitkileriniz oldukça hızlı tepki vereceklerdir.

Piyasadan edineceğiniz lambalar içinde T5 olarak tabir edilen daha ince floresanlar standart T8 floresanlara göre daha uzun ömürlü ve daha parlak ışığa sahiptirler. Tesisatlarını kendileri yapacak olan arkadaşlar için bir uyarı olarak bu iki lamba türünün aynı balastları kullanmadığını belirtmeliyim. Aynı zamanda T5 lambalar T8 lambalara göre biraz daha fazla sıcaklık yaymaktadır.

Akvaryumlarda bir başka aydınlatma yöntemi olarak led aydınlatma özellikle Amerika’da oldukça yaygın olarak kullanılan ve son zamanlarda bitkili akvaryumlarda da kullanılmaya başlanan bir sistemdir. Ancak burada bahsi geçen ledler bildiğimiz 0.5 mm çapındaki ledler değildir. Bitkili akvaryumlarda kullanılması gereken ledler HP Led (Hıgh Power – Yüksek güçlü) adıyla bilinirler. Bunlar normal ledlere göre çok daha geniş bir spektruma sahip olup uygun sayı ve konumlamada kullanılırsa olumlu sonuçlar alınabilir. Bu tür aydınlatmanın popülerlik kazanmasının belli başlı birkaç nedeni var. Örneğin, çok düşük elektrik tüketimiyle çok yüksek bölgesel aydınlatma sağlayabilmeleri, 20.000-60.000 saat arası aydınlatma ömürlerinin olması, farklı renkli varyasyonlar yaratılarak istenilen görsel efektin yaratılabilmesi, bir sürü floresanı sığdırabilecek kapakla ve tabi onun ağırlığıyla uğraşmak yerine daha pratik bir şekilde uygulanabilmesi gibi

Yukarıda vermeye çalıştığım açıklamaların tamamını akvaryumlarınızda kullanacağınız her türlü lambayı değerlendirmekte kullanabilirsiniz. İster floresan, ister metal halide ister kompakt lambalar olsun tümü için aynı kriterleri kullanarak karar vermeye çalışmalısınız. 

 

YILDIRIM ÖZDEMİR

Akvaryum Bitkilerinin Yetiştirilmesi ve Bakımı

 

 


Akvaryumda Bitki Yetiştirmenin Püf Noktaları


Akvaryuma bitki dikiminde dikkat edilecek noktalar ise şunlardır. Akvaryumda küçük bitkiler öne büyük bitkiler arkaya dikilmelidir. Akvaryumcudan yeni alınan bir bitki akvaryuma dikilmeden önce iyice yıkanmalı ve kökleri makasla biraz kısaltılmalıdır. Bu kökleri kısaltma işlemi bitkilerin daha iyi gelişmesini sağlayacaktır. Bitki kökleri yıkanıp kökleri kısaltıldıktan sonra akvaryumda kendisi için açılmış çukura dikilip çukur kapatılır. Sonra bitki biraz yukarı çekilerek köklerin aşağıya bakar hale gelmesi sağlanmalıdır. Zaman zaman yapılacak gübrelemeler ile bitkiler akvaryumumuzda gelişmeye başlayacaklardır. Canlı doğuran akvaryumlarında sorun olmamasına karşın cichlid akvaryumlarında genellikle balıklar bitkileri yiyecek yada sökecektir. Cichlidler bitkileri sadece söküyor ve yemiyorsa bitkileri kuma gömülmüş taşlara bir misina ile çok gevşek olmayacak şekilde bağlamak sorunu muhtemelen çözecektir. 

Şunu asla unutmamak gerekir ki bitkiler de akvaryum bir parçasıdır.

 

Bitkiler akvaryumumuz için çok önemli unsurlardır. Akvaryum kumundaki bakteri ve bitkiler birlikte güçlü bir filtre görevi görürler. Bakteriler akvaryumdaki azot gibi maddeleri parçalayarak değişik parçalanma ürünleri açığa çıkartırlar. Bitkiler de bu parçalanma ürünlerini kullanarak ışığın da yardımı ile yaşamlarını sürdürürler ve bu ürünleri yok etmeleri ile akvaryum suyunu bir filtre gibi temizlerler. Işık olduğu sürece de balıkların suya bırakmış olduğu karbondioksiti alıp yerine suya balıkların ihtiyacı olan oksijeni bırakırlar. Akvaryuma konulacak bitki sayısı da aynen balık sayısı gibi önemlidir. Bu sayı kabaca şöyle hesaplanabilir. EN (cm) x BOY (cm) / 50 . Örneğin 150 x 50 cm.lik bir akvaryum için : 150 x 50 / 50 = 150 bitki olarak hesaplanabilir. Tabi bu formüle etki edecek faktörler de olacaktır. ( Bitki büyüklüğü gibi ) Onun için bitki sayısı biraz da kendimizin vereceği bir karardır.

 

Öncelikle yeni alınan bitkilerinizin akvaryumunuza nasıl dikilmesi gerektiğini aşağıda ince bir ayrıntılı şekilde görebiliriz.

 

Yorumlar
Yorum Yap